Suriye’de yıllardır süren çatışmalar yeni bir döneme girerken, Şam yönetimi giderek güç kazanıyor. 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin sona ermesiyle birlikte ülkede siyasi ve askeri dengeler yeniden şekillenmeye başladı. Merkezi otoritenin güçlenmesi, iç savaşın doğurduğu bölgesel ayrılıkları ortadan kaldırma sürecini hızlandırıyor. Ancak bu süreçte en büyük sorunlardan biri, terör örgütü YPG/PKK’nın kontrolündeki bölgelerin geleceği.
Son dönemde Şam hükümeti, ülkenin çeşitli bölgelerinde kontrolü ele geçirmeye başladı. Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) unsurları ve güneydeki eski Özgür Suriye Ordusu bileşenleri büyük ölçüde merkezi yönetime bağlandı. Ancak Suriye’nin doğusunda YPG/PKK’nın oluşturduğu yapılar, en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor.
PKK/YPG’nin Talepleri Şam Yönetimiyle Çatışıyor
YPG/PKK’nın Suriye’deki varlığı, örgütün merkezi otoriteye nasıl entegre edileceği sorusunu beraberinde getiriyor. Şam yönetimi, hiçbir silahlı grubun özerk bir yapı olarak devam etmesine izin vermeyeceğini açıkça belirtirken, YPG/PKK örgütsel kimliğini koruyarak Suriye ordusuna katılmak istiyor.
Bu durum, ülkenin üniter yapısını tehdit eden bir denklem yaratıyor. Geçmişte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık girişimi gibi bir modelin Suriye’de tekrarlanması riski bulunuyor. Eğer YPG/PKK’nın talepleri kabul edilirse, Suriye’nin gelecekte daha büyük bir bölgesel bölünme tehdidiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.
Türkiye ve ABD’nin Rolü Belirleyici Olacak
Suriye’de YPG/PKK’nın geleceği yalnızca Şam ve örgüt arasındaki müzakerelerle belirlenmeyecek. ABD ve Türkiye’nin bu süreçteki tavrı kritik bir rol oynuyor. Türkiye, örgütün bağımsız bir yapı olarak varlığını kesin bir şekilde reddederken, ABD uzun yıllardır desteklediği bu yapıya bir yer kazandırmak istiyor.
Ancak sahadaki gerçekler değişmeye başladı. ABD’nin öncelikli hedefi İran’ın Suriye’deki etkisini sınırlamak ve DEAŞ’la mücadele etmekti. Ancak İran etkisinin azaldığı ve DEAŞ’a karşı Suriye yönetiminin daha aktif bir rol üstlendiği göz önüne alındığında, Washington’un YPG/PKK’ya verdiği desteğin anlamı da giderek azalıyor.
Öte yandan Türkiye, Suriye yönetimiyle iş birliğini artırarak örgütün tamamen tasfiye edilmesini sağlamaya çalışıyor. Ankara’nın desteği, Şam yönetiminin elini güçlendirirken, YPG/PKK’nın bölgedeki varlığını sürdürebilmesini zorlaştırıyor.
YPG/PKK İçin Geri Sayım Başladı mı?
Şam yönetimi, Fırat’ın doğusunu kontrol altına almak için acele etmiyor ancak zamanın kendi lehine çalıştığının farkında. YPG/PKK’nın yıllardır ABD desteğiyle oluşturduğu askeri kapasite, Şam yönetimi açısından bir tehdit unsuru olarak görülse de örgütün giderek zayıfladığı belirtiliyor.
Şam ve Türkiye’nin ortak çıkarları doğrultusunda hareket etmeye başlaması, YPG/PKK’nın taleplerinin giderek geri plana itilmesine neden olabilir. Bölgedeki dengeler değişirken, örgütün zaman içinde hem askeri hem de siyasi olarak güç kaybedeceği öngörülüyor.
Sonuç olarak, Suriye’de YPG/PKK’nın geleceği giderek belirsizleşiyor. Şam yönetimi güçlenirken, uluslararası destek zayıflayan örgüt, sıkışmış bir pozisyona sürükleniyor. Önümüzdeki süreç, bölgedeki güç dengesinin tamamen Şam yönetimi lehine dönüp dönmeyeceğini gösterecek.







