Vatan İçin Gönüllü Oldu, Şimdi Dağlarda Nöbette
Van’ın Gürpınar ilçesinde, üniformasıyla dağlarda görev yapan bir anne var: Nazan Gülce. Üç çocuk sahibi olan 42 yaşındaki Gülce, dört yıl önce aldığı kararla güvenlik korucusu oldu ve artık sadece evinin değil, ülkesinin de yükünü taşıyor.
Anadolu Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyan Gülce, eğitimini sürdürürken aynı zamanda zorlu arazi şartlarında devriyelere çıkıyor. Kadın gücünün ve iradesinin en sağlam örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Evden Devriyeye: Hem Anne Hem Asker
Gülce’nin hayatı iki uç arasında gidip geliyor: Sabahları çocuklarına kahvaltı hazırlıyor, akşamları silah arkadaşlarıyla dağlık bölgelerde devriye geziyor. Gürpınar İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan aldığı eğitimle tam donanımlı bir güvenlik korucusu olarak görev yapıyor.

Sıcak bir yuvanın da, soğuk arazilerin de sahibi Gülce için görev kutsal. Katıldığı operasyonlar, nöbetler ve güvenlik devriyeleri sırasında hiçbir zaman geri adım atmıyor. Erkek egemen görülen bir alanda gururla ayakta duruyor.
Anneler Günü’nde Sürpriz: Gözyaşları Sel Oldu
Anneler Günü’nde görevdeyken arkadaşları ona anlamlı bir sürpriz hazırladı. Pastalar, karanfiller ve içten alkışlarla karşılanan Gülce, gözyaşlarını tutamadı. “Bu sürpriz beni çok duygulandırdı, unutamayacağım bir anı oldu” dedi.

Gülce, mesleğini büyük bir bağlılıkla yaptığını ve bu topraklarda huzur sağlamak için mücadele ettiğini ifade etti. “Bir anne olarak evlatlarım için, bir korucu olarak da milletim için görevdeyim” sözleriyle fedakârlığını dile getirdi.
Kışın karla kaplı dağlar, yazın tozlu yollar Gülce için engel değil. Her görevi layıkıyla yapıyor. O, hem çocuklarına hem de ülkesine kol kanat geren bir anne.
Her mesleğin zorluğu olduğunu ama vatan savunmasının manevi yönünün çok daha ağır bastığını belirtiyor. “Annelik ve vatan nöbeti arasında bir seçim değil, bir denge kurdum. İkisini de tüm kalbimle yapıyorum” diyor.
Silah arkadaşları da Gülce’ye hayran. Onun cesareti, özverisi ve disiplini ekip içinde takdirle karşılanıyor. Kadınların güvenlik güçlerinde ne denli başarılı olabileceklerinin kanıtı olmuş durumda.
Gülce’nin bu cesur hikâyesi, yalnızca bir başarı öyküsü değil; aynı zamanda kadın gücünün ve anneliğin kutsallığının bir birleşimi olarak hafızalara kazınıyor.







